Cuma Hutbesi - HAK VE HAKİKATİN TEMSİLCİLERİ: PEYGAMBERLER
Muhterem
Müslümanlar!
Yüce dinimizin temel
inanç esaslarından biri peygamberlere imandır. Peygamberler, Allah’ın insanlar
arasından seçtiği elçileri, hak ve hakikatin temsilcileridir. Onlar; insanlığa,
ebedi kurtuluş yolunu göstermek için gönderilmiştir. Peygamberler, insanları;
tek olan Allah’a iman etmeye, yani tevhide davet etmişlerdir.
Aziz Müminler!
Hz. Âdem ile başlayan peygamberlik vazifesi Hz.
Muhammed Mustafa (s.a.s) ile sona ermiştir. Aynı şekilde Hz. Âdem ile başlayan
ilâhî mesaj, Ramazan ayında Kadir Gecesinde Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e
indirilen Kur’an-ı Kerim’le taçlanmış ve son bulmuştur.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), zulmün girdabındaki bir toplumu değiştirmiştir. Yaşanmaz
denilen dünyayı saadet asrına; cehaletin karanlığını aydınlığa çevirmiştir. Peygamber
Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Ben Muhammed’im, Ahmed’im,
peygamberlerin ardından gelen el-Mukaffî’yim, insanların arkamda toplandığı
el-Hâşir’im, Tevbe Peygamberi’yim, Rahmet Peygamberi’yim”[i] buyurmuştur. Dolayısıyla, kim; sevgi ve saygı gibi
ahlaki değerleri kuşanmayı hedefliyorsa Allah Resûlü (s.a.s)’in rehberliğinden
ayrılmamalıdır. İyiliğin dünyaya hâkim olmasını, kötülüğün son bulmasını istiyorsa
Kur’an ve sünnete sarılmalıdır.
Kıymetli Müslümanlar!
Yüce Rabbimiz,
Kur’an-ı Kerim’de, “Peygamber, arzu ve hevesine göre konuşmaz. Onun size okuduğu, kendisine
indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir”[ii] buyurmaktadır. Bu
sebepledir ki, Peygamberimizi ve onun rahmet yüklü mesajlarını “yanılsama” olarak
değerlendirmek doğrudan Allah’ın kelâmına, Allah’ın iradesine, Allah’ın dinine
yapılmış bir saldırıdır. Cenâb-ı Hak,
peygamberlere inanmayan, onları
alay ve eğlence konusu yapanların ibretlik sonunu bizlere şöyle haber
vermektedir: “Senden önceki peygamberlerle de alay
edilmiş, sonunda onlarla alay edenleri, alaya aldıkları azap kuşatıvermişti.”[iii]
Değerli Müminler!
Bizler, peygamberler
arasında asla ayrım yapmayız. Hepsinin Allah’ın elçisi olduğuna iman ederiz. Zira
biliriz ki; Peygamberlerin her biri Allah katında değerlidir. Hz. Âdem’de, Hz.
İbrâhim’de, Hz. Mûsâ’da, Hz. Îsâ’da ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’de aynı
şeyleri söylemişlerdir. Onların mesajları temelde birdir ve aynıdır; o da tevhiddir.
Yüce Rabbimiz, “Andolsun biz, her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin, tâğuttan uzak
durun’ diyen bir peygamber gönderdik”[iv] buyurmaktadır.
Aziz Müslümanlar!
İslam, inançta tevhidi istediği gibi
sosyal hayatta vahdeti, yani ümmetin birlik ve beraberlik içerisinde hareket
etmesini emretmiştir. Cenâb-ı Hak “Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve
birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz, gücünüz, devletiniz elden gider.
Sabırlı olun. Allah sabredenlerle beraberdir”[v]
buyurarak bu hakikate işaret etmektedir. Hal
böyleyken, yıllardır İslam coğrafyası üzerinde oyunlar oynanmakta, Müslümanlar
zulüm altında inlemektedir.
Kıymetli
Kardeşlerim!
Kadir Gecesinin gölgesinin üzerimize
düştüğü şu günlerde vahyin aydınlığında, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in
ilkeleri doğrultusunda hayatımızın muhasebesini yeniden yapmalıyız. Bir ve
beraber olmalı, kardeşliğimizi pekiştirmeliyiz. Ramazan ayının bu son
günlerinde birbirimiz ve ümmet-i Muhammed için dua etmeliyiz ki, Rabbimizin
nusret ve inayeti inananların üzerine olsun.
Değerli Müminler!
Önümüzdeki Çarşamba günü Çanakkale Zaferinin yıl dönümünü idrak
edeceğiz. Bu
vesileyle aziz şehitlerimize, ebedi âleme irtihal eden kahraman gazilerimize
Yüce Rabbimizden rahmet diliyoruz. Kadir Gecemizi şimdiden tebrik ediyoruz.
Hutbemizi Kadir sûresinin mealiyle bitiriyoruz: “Biz Kur’an’ı Kadir Gecesinde
indirdik. Kadir Gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gece melekler
ve Cebrâil, Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner. O gece tan yeri ağarıncaya
kadar esenliktir.”[vi]
[i] Müslim,
Fedâil, 126.
[ii] Necm, 53/3,4.
[iii] En’âm, 6/10.
[iv] Nahl, 16/36.
[v] Enfâl, 8/46.
[vi] Kadir, 97/1-5.
Din
Hizmetleri Genel Müdürlüğü

